Gazeteci Can Ataklı, TELE1 televizyonunda Prof. Dr. Haydar Baş ile Dr. Mustafa Eraslan arasında görülen davayla ilgili önemli tespitler yaptı. Sözcü gazetesindeki yazısında da konuya değinen Ataklı, "Dindar olduğu bilinen isimler eğer Atatürk'ten ya da yobazlığa karşı olmaktan bahsediyorlarsa başlarına bunlar geliyor" dedi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ile Dr. Mustafa Eraslan arasında İstanbul'da görülen dava konusunda görüşlerini, katıldığı bir TV programında açıklayan Gazeteci Can Ataklı, Haydar Baş'a yönelik açılan davanın arkasında Baş'ın Atatürk'e olan sevgisinin olduğunu söyledi. Söz konusu davaya çeşitli zamanlarda pek çok gazetecinin yazılarında ya da konuşmalarında değinildi.
Zira bir alacak davasının, ceza yargılamasına taşınarak Prof. Dr. Haydar Baş'ı hedef alan siyasi infaza dönüşmesi gazetecilerin dikkatini çekiyor.
Kısa süre önce de deneyimli gazeteci Ümit Zileli ve Nurcan Sabur da dava hususunda ses getiren yazılar kaleme almıştı. Son olarak gazeteci Can Ataklı, dava konusunda önemli açıklamalar yaptı.
Davadaki tuhaflıklara dikkat çeken Ataklı, Haydar Baş'a yönelik açılan davanın arkasında Baş'ın Atatürk'e olan sevgisinin olduğunu savundu.
TELE1 TV'de yaptığı programda davaya dikkat çeken Can Ataklı, "Haydar Baş, diğerlerinden ayrılıyor. Çünkü kendisini Atatürkçü olarak tanımlıyor ve bugünkü iktidara muhalif. Böyle olduğu zaman da sıkıntı oluyor. Dindar olduğu bilinen isimler eğer Atatürk'ten, çağdaşlıktan ya da yobazlığa karşı olmaktan bahsediyorlarsa başlarına bunlar geliyor" dedi.
'Tepeden emir gelmiş'
Ünlü gazeteci Can Ataklı, Sözcü gazetesindeki köşesinde de davaya dair önemli açıklamalarda bulundu.
Yazısının, 'Atatürk'ü sevdiğini söylüyorsan dindar olman hiç fark etmiyor' başlıklı yazısında Ataklı şunları kaydetti:
"Hafta içinde Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Haydar Baş'a çok yakın bir işadamıyla karşılaştım. "Siz bilirsiniz" dedim "Haydar Baş'la ilgili yakalama kararı vardı. Nedir o iş?" Hayli uzun zamandır tanıdığım iş adamı "Sormayın Can Bey, bazen iyilik yapmak da başa bela oluyor" diyerek sözlerini sürdürdü. Merakla "Ne oldu ki?" diye sordum. Bilenler hatırlar, TV ekranlarında bitkisel ilaçları anlatan Dr. Mustafa Eraslan vardı. Meğer bu ilaçların pazarlamasını Haydar Baş'ın kurduğu bir şirket yapıyormuş. Bu kişi bazı sorumluluklarını yerine getirmeyince şirket işine son vermiş. Ardından yaşanan ihtilaflar mahkemeye taşınmış. Buraya kadar normal. Her işte bunlar yaşanabilir. Ancak bu olayda gelişmeler farklı yürümüş. Basit bir alacak davası olmasına rağmen "Haydar Baş aranıyor" diye medyaya bilgi sızdırılmış. Oysa sıradan bir mahkeme daveti. Ardından davanın Haydar Baş lehine yürüdüğü anlaşılınca tepeden gelen bir emirle tüm mahkeme heyeti değişmiş.
Eraslan'ın avukatı ciddi bir rakam telaffuz edip, "Bu parayı ödeyin anlaşalım, biz mahkemeyi ayarladık" sözleri mahkeme kayıtlarına bile girdiği halde hiçbir işlem yapılmamış. Haydar Baş'a yakın işadamı "Hocamızın muhalif tavrı biliniyor. Buna bir de Atatürk kitabı eklenince hedef tahtası yapıldı. İtibarı yok edilmek isteniyor" dedi. Sahi, bu iktidar Atatürk'e sevgi gösteren kim olursa olsun, son derece dindar olsa bile hiç gözünün yaşına bakmıyor, yok etmek için her şeyi yapıyor galiba."