HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 12 ŞUBAT 2026, PERŞEMBE

Uyuşturucu ve kötülükle mücadelede toplumsal refleks şart

12.02.2026 00:00
Uyuşturucu, sanal bahis ve toplumsal yozlaşmayla mücadele kapsamında Eylül 2025'te başlatılan "Geleceği Savunmak" program serisine, ardından Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Başkanlık Divanı'nda birlikte çalışmaya bizleri davet eden BTP Genel Başkanı Sayın Hüseyin Baş'a teşekkür ediyorum. Başta sağlık politikaları olmak üzere, bu millet ve bu devlet için yapabileceğimin en iyisini BTP çatısı altında ortaya koymaya çalışacağımı ifade etmek isterim.
 
Peki, geleceği; yani gençliği ve insanlığı nasıl savunacağız? Ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutları olan bu mücadelede, başta uyuşturucu ve kumar olmak üzere zararlı alışkanlıklara karşı gençliği nasıl koruyacağız? Bu yazıda, meselenin özellikle bu yönünü ele almak istiyorum.
 
Bugün gelinen noktada, medyada sıkça dile getirilen rakamlara göre yaklaşık 15 milyon gencimizin uyuşturucu ile doğrudan ya da dolaylı temas halinde olduğu ifade ediliyor. Bu tablo karşısında şu soruyu sormak zorundayız: Bu kadar geniş bir kitleyi bu bataktan nasıl kurtaracağız? Herhangi bir siyasi iradenin ya da hükümet programının, bu sayıyı 1 milyonun altına düşürmeye yönelik somut bir yol haritası var mı?

Bağımsız Türkiye Partisi, tam da bu noktada iddialı ve gerçekçi bir yol haritasına sahiptir. İlk ve en önemli adım, her geçen gün büyüyen bu kötü gidişatı durdurmaktır. Bunun yolu ise yalnızca güvenlik tedbirlerinden değil, toplumun tamamını içine alan bir mücadele programından geçmektedir.
 
Kötülükle mücadelenin temel prensibi eğitim ve öğretimdir. Topluma kötülükler anlatılmıştır ancak bu anlatım çoğu zaman eksik, yüzeysel ve etkisiz kalmıştır. Oysa kötülüğe karşı gerçek bir duruş, eylem sergilenmediği sürece, yanlışlar kendilerine yeni zeminler ve taraftarlar bulmaya devam eder.
 
Bu nedenle suçu ve kötülüğü şahsileştirmeden, toplum olarak gördüğümüz yanlışlara karşı ortak bir tavır ve eylem ortaya koymamız gerekir. Kötülüğe karşı halkın aktif olduğu güçlü bir toplumsal refleks oluşturulmalıdır. Eğer bir mahallede, bir sokakta ya da bir okul çevresinde bir kötülük varsa; bu durum toplum tarafından açıkça telin edilmeli, devletin tüm kurumları bu refleksi siyasallaştırmadan ve kişiselleştirmeden desteklemelidir.
 
Unutulmamalıdır ki kötülük, en çok halkın birliğinden ve sesinden korkar. Bu yüzden kötü eylemler, halkın ortak sesiyle ve birlikteliğiyle kınanmalı; bu süreç aynı zamanda bir toplumsal eğitim haline getirilmelidir. Bu yaklaşım sadece uyuşturucu ve kumar için değil, toplum vicdanını yaralayan tüm vahim olaylar için geçerlidir.
 
Uyuşturucu kullanan insanımızı aşağılamak ya da dışlamak çözüm değildir. Asıl yapılması gereken, gençlerimizi ve toplumumuzu uyuşturucuya karşı bilinçli ve eylemsel bir mücadelenin parçası haline getirmektir. Bir mahallede olumsuz bir olay yaşandığında, o mahallenin muhtarı başta olmak üzere tüm yerel unsurlar harekete geçmeli; kaymakamlık, belediye ve valilik gözetiminde halkın katıldığı protesto ve farkındalık eylemleri yapılmalıdır.
 
Gençleri uyuşturucu karşıtı bilinçle yetiştirmek istiyorsak, onları bu sürecin seyircisi değil, öznesi yapmalıyız. Lise öğrencilerinin pankartlarla, kortejler halinde uyuşturucu karşıtı yürüyüşlere katılması; bu atmosferi bizzat yaşamaları, onları iyiliğin tarafına çeker. Eylemsellik taraf olmayı, taraf olmak ise bilinçlenmeyi ve kalıcı hafızayı beraberinde getirir. Sadece nasihatle güçlü bir duruş inşa edilemez.
 
Kötülüğün en büyük korkusu, kendisine karşı oluşan örgütlü halk hareketleridir. Uyuşturucu ve kumar baronlarını bu topraklardan silmenin yolu, onların potansiyel müşterisi olabilecek halkın gücünü harekete geçirmekten geçer. Eylemsel ve bilinçli bir halk katılımıyla uyuşturucu kullanımını hızla sıfıra yaklaştırmak mümkündür.
 
Okullarda gençlerimizin kontrollü ve bilinçli şekilde kötülüğe karşı eylemler yapması, pankartlar hazırlaması ve bu duruşu hafızalarına kazıması; işte kötülüğe karşı en güçlü bağışıklık budur. BTP iktidarında, bilinçli ve örgütlü bir gençlikle uyuşturucu kullanımı dibe inecektir.
Prof. Dr. Mustafa Yavuz Köker / diğer yazıları
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--


logo

   E-posta: bilgi(@)bozyazihaber.com
Tüm hakları Bozyazı'nın ilk haber sitesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.
Mobil uyumlu haber yazılımı: www.eticaret.com.tr