Timur Savcı ve Burak Sağyaşar'a bir önerim var: Kadir Baba'yı masanın başına geçirin! Çünkü bir dizi repliğine bu denli sert ve ölçüsüz tepki veren İsrailli bir bakanın tavrı, meseleyi ne kadar derin bir rahatsızlığa dayandığını gözler önüne seriyor. Sanatın, bir repliğin veya kurgusal bir karakterin bile böylesine tedirginlik yaratması, tepkilerin ne kadar abartılı ve temelsiz olduğunu kanıtlıyor.
Devlet ciddiyeti olmayan korkaklar!
Bir televizyon dizisinde söylenen sözler üzerinden tehditler savurmak, devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan; aksine son derece sığ ve çocukça bir refleksin ürünüdür. Kurgusal bir karaktere karşı gerçek bir siyasi makamdan cevap verilmesi, eleştirinin değil, tahammülsüzlüğün ve korkunun göstergesidir.
Görkem Sevindik'in (Kadir Baba) dediği gibi, vicdan sahibi herkes savaşlara ve sivil acılara karşı durmalıdır. Gazze'de yaşananlar karşısında sesini yükseltmek, bir ideolojinin değil, insanlığın gereğidir. Bu tür tepkiler, haklı eleştirileri bastırmaya yönelik çabalar olarak algılanmaktan öteye geçmez.
Eşref Tepki Verseydi, Galiba Netanyahu Bizzat Cevap Verecekti!
İsrailli Bakan Itamar Ben-Gvir'in bir dizi karakterine yönelik sözleri meseleyi daha da ironik hâle getiriyor. Kurgu ile gerçeği ayırt edemeyen bu yaklaşım, eleştiriyi anlamaktan uzak bir zihniyetin aynasıdır. Eşref tepki verseydi, galiba Benjamin Netanyahu bizzat cevap verecekti; yani mesele gerçekten ne kadar ciddiye alınmış ve abartılmış, bu bile gösteriyor.
Bir sanat eserine bakan tarafından gösterilen bu aşırı reaksiyon, aslında korkunun ve rahatsızlığın dışavurumudur. Sanat, bazen en sert gerçekleri en sade biçimde dile getirir ve bu gerçekler, en çok da onları duymak istemeyenleri rahatsız eder.
Korkak ve Özgüvensiz İsrail!
Bir dizi repliğinden korkan, bir karakterden rahatsız olan bir anlayışın güçlü bir duruş sergilediğini söylemek mümkün değildir. Aksine bu durum, eleştiriye kapalı, tahammülsüz ve özgüvensiz bir zihniyetin açık göstergesidir. Sanat konuşur, gerçekler yankılanır; geriye ise bu yankıya verilen tepkiler kalır.
Kadir Baba Masanın Başına Geçmeli! "Sizidizilerle yeneriz" mesajı verilmelidir
İsrailli bir bakanın bir dizi repliğine gösterdiği ölçüsüz tepki, ne kadar gergin ve tahammülsüz olduklarını açıkça gösteriyor. Biz de onlara net bir mesaj vermeliyiz: "Dizilerle bile sizi yeneriz." İşte bu nedenle Kadir Baba'yı masanın başına geçirmek şart. Sanat, gücünü buradan alır; korkakları sarsar ve hakikati cesurca söyler.
Kurgudan Korkan Bakan Türk'ün gücünü gerçeğinin görse demek ki altına edecekti!
Bir dizi repliğinden korkan İsrailli Bakan, Türk gerçeğinin gücünü görse demek ki altına edebilirdi. Kurgunun yarattığı hayal bile onu titretiyorsa, gerçek karşısında ne yapacağını tahmin etmek zor değil. İşte bu yüzden cesur duruş ve hakikatin sesi önemlidir; korkaklık ve kibir, ne dizide ne de gerçekte kazandırmaz.
Timur Savcı ve Burak Sağyaşar'a bir kez daha sesleniyorum: Kadir Baba'yı masanın başına geçirin! Bırakın, Türkiye'ye karşı değil, kendi kibirlerine karşı bir ders versin. Dizi bir araçtır; mesaj nettir: Hakikat her zaman zafer kazanır. Eşref tepki verseydi, muhtemelen Netanyahu bizzat cevap verecekti; bu da tepkilerin ne kadar tedirgin edici olduğunu ve İsraillilerin ne kadar korkak olduğunu gösteriyor.
Sanat ve cesaret birleştiğinde, diziler yalnızca eğlence değil, aynı zamanda güç ve duruş aracıdır. Kadir Baba masanın başında, yalnızca bir repliğin değil, cesaretin ve hakikatin de sözünü söyleyecektir.
Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.